Derdin Ne ?
Müzik Yorum Yok »Gönlüm anlat benden gizli derdin ne ?
Akla danışmadan aşka mı düştün, derdin ne ?
Gönlüm anlat benden gizli derdin ne ?
Akla danışmadan aşka mı küstün, derdin ne ?
Gönlüm anlat benden gizli derdin ne ?
Akla danışmadan aşka mı düştün, derdin ne ?
Gönlüm anlat benden gizli derdin ne ?
Akla danışmadan aşka mı küstün, derdin ne ?
bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. sen
kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. hani aÄŸzınla kuÅŸ tutsan “bu kuÅŸun kanadı
neden beyaz deÄŸil?” diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu
işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla
yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici
sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim saÄŸlamaz.
sen, “ama senin için ÅŸunu yaptım” derken o, “ÅŸunu
yapmadın” diye cevap verecektir.
ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır.
üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın. özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
“peki o ne yaptı” deme. herkes kendinden sorumludur
aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa
sen ne yapabilirsin ki onun için? hayatı ıskalama
lüksün yok senin. onun varsa, bırak o lüksü sonuna
kadar yaşasın. her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
“acılara tutunarak” yaÅŸamayı öğreneli çok oldu. hem ne
olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın
ki….
epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. kitap
okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç
görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık
olmak da keyif
verecek sana. yine içeceksin rakını
balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma
özgürlüğü de cabası….
sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
aslolan yürektir. yürek sesi ne bilmeyenler, ya da
bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o zaman
kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,
güneÅŸin çiçekleri dolduracak yüreÄŸini…

Kalem;
yazdıkça ucu
açtıkça kendi bitiyor…
yazdıkça ben kaybediyorum
kendimden birÅŸeyler
açtıkça kalem
benim kaybettiklerimle beraber…
ya da yazmıyorum
ve açmıyorum kalemi
ve bitmiyor
benim bittiÄŸim gibi…
kalem;
ben yaşlandıkça yıllanıyor
değeri artmıyor
ÅŸarap gibi
ve yıllandıkça kuruyor
suyunun çekilmesinden
kuruyan bedenim gibi…

Ya zamanından çok erken gelirim..
Dünya’ya geldiÄŸim gibi,
Ya zamanından çok geç,
Seni bu yaÅŸta sevdiÄŸim gibi….
Mutluluğa hep geç kalırım.
Hep erken giderim mutsuzluÄŸa..
Ya herşey bitmiştir çoktan,
Ya hiçbirÅŸey baÅŸlamamış…
Öyle bir zamanında geldim ki yaşamın,
Ölüme erken,sevgiye geç..
Yine gecikmişim bağışla sevgilim..
Sevgiye on kala,ölüme beÅŸ……
Daha çocuktu.
Eline bir silah verdiler, ‘Vur’ dediler.
‘O bizim namusumuza halel getirdi,
ölümü senin elinden haketti.’
Çocuk ‘Ablam’ dedi.
Büyükler ‘Vur’ dedi.
Çocuk ‘Ablam’ dedi.
Büyükler ‘namus’ dedi, ‘şeref’ dedi.
‘Köy meydanında başın dik yürümek’ dedi.
Çocuk silahı kaldırdı,
‘Abla’ dedi.
Abla ‘Ablam’ dedi.
Çocuğun gözlerinde yaş vardı,
elinde silah.
Ablanın gözlerinde yaş vardı,
yüreğinde aşk.
Çocuk ‘Baba’ dedi.
Baba ‘namus’ dedi.
Çocuk ‘Baba aşk’ dedi.
Baba ‘vur ulan!’ dedi.
Çocuk ‘Amca’ dedi.
Amca ‘Vur’ dedi.
Çocuk ‘Dayı’ dedi.
Dayı ‘Vur’ dedi.
Çocuk ‘Dede,torunun’ dedi.
Dede ‘Vur’ dedi.
Çocuk ‘Anne’ dedi.
Anne sustu ’sus’ dedi.
Çocuk ‘Abla’ dedi.
Abla ‘Aşk’ dedi.
Çocuk ‘Abla’ dedi.
Abla ‘Vur’ dedi.
Çocuk ‘Abla’ dedi,
‘Ablam’ dedi,
‘Affet’ dedi…
-Celal Yıldız- 00:56 / 14 Kasım 2008

Ben, senin sevgiline göz koymadım,
hayatına da…
Ben, senin gördüğün kişi değildim,
zaten olamazdım da…
Ben, sizin kadar konuşamazdım,
sussanız, anlardınız,
susmadınız.
Susmadıklarınıza beni de karıştırdınız,
karıştırdıklarınıza inandınız,
ben inanmasam da…
Ben inanmasam da anlaşıldığıma
bir çaba sarfetmedim
kendimi inandırmak uğruna.
Ben, inanıyordum kendime,
suskunluÄŸuma,
sizsizliÄŸime…
ve yetiyordu hayatta,
ayakta kalabilmek için.
-hayat sizlerin dışında-
Her ‘’sen” ayrı bir ‘’sen” bu ÅŸiirde
ve ‘’siz” birsiniz.
Bense benim,
sizin gördüklerinizin dışında
sizin göremediklerinizin içinde
incinmiÅŸliÄŸimle,
sessizliÄŸimle,
sissizliÄŸimle…
Â
Celal YILDIZ
00:18 / 17 Mart 2009
Bu gece seni düşündüm yine
Ve ölmeyi.
Ne ilginçtir ki;
Seni her düşündüğümde
ölüm geliyor fikrime
ve her erteleyişimde ölümü
keder biriktiriyorum gönlümde.

Herkes, “ilk kendi yaşıyor”
Sanmasa,
Sevdalar da tükenirdi,
Masalları da…
Sonsuza kadar
Sürdüğü bilinsin diye mi nedir,
BittiÄŸi anlar ve ihanetler
Yazılmıyor kitaplara.
Zümrüt-ü Anka Kuşu da yalan aslında,
Kendini külünden yarattığı da…
Ferhat’ın Åžirin,
Aslı’nın Kerem için öldüğünü
Kim gördü Allah aşkına?
“Sonsuza kadar sürsün” diyorsan
“Bu sevda,”
O zaman sevgili,
O zaman vuslat yaÅŸanmaya!